Tarım riskli bir iş. Bu uygulama Türk üreticilerin başarılı olmasına yardımcı oluyor
ALAŞEHİR, Türkiye — 2021 yılında kurumsal dünyayı geride bırakıp bu vadide bir yaban mersini çiftliği kurmaya karar verdiğinde, Pınar Ünsal’ın attığı ilk adımlardan biri, yedi hektarlık arazinin büyük bölümünü siyah bir ot önleyici örtüyle kaplamak oldu. Ardından, çalıların yetişeceği 30.000 plastik saksıyı tek tek yerleştirdi.
Bu alışılmadık görüntü, komşu çiftçilerin de dikkatini çekmişti.
“Düşünün; ortada sadece siyah bir örtü ve her yerde saksılar var… Kendi aralarında ‘Bu kadın galiba saksı yetiştiriyor, plastikten meyve olur mu hiç?’ diye konuştuklarını duyuyordum,” diye anlatıyor gülerek. Bugün ise o saksılar, çiçek açmış yaban mersini çalılarıyla dolu. Haziran ayı için beklenti de oldukça yüksek; bol bir hasat.
Ünsal, vadide yaban mersini yetiştiren ilk kişi. Üstelik bunu alışılmışın dışında bir yöntemle yapıyor. Bu yüzden ilk başta soru işaretleriyle karşılanması da kaçınılmaz olmuş.
Aradan geçen beş yılda ise tablo değişmiş. Artık bazı çalılar, Ünsal’dan da, çiftlikte birlikte çalıştığı eşi Utku Atıcı’dan da daha uzun.
Üstelik bu yöntem sadece dikkat çekici değil, aynı zamanda kârlı da. Bu yaz yaklaşık 80 metrik ton ürün hasadı bekleniyor. Çoğunluğu üzüm yetiştiricisi olan komşular artık şüpheyle değil, merakla soruyor “Bunu nasıl başardın?”.

Ünsal, bu başarının bir kısmını Türkiye İş Bankası’nın iştiraki olan İmeceMobil’in geliştirdiği uygulamaya bağlıyor. Üç yıldır kullandığı bu uygulama, onun veri odaklı tarım yaklaşımıyla birebir örtüşüyor.
Microsoft Azure altyapısında geliştirilen İmeceMobil, çiftçiler için kapsamlı bir dijital platform sunuyor.
Ünsal, uygulama üzerinden uydu görüntülerini analiz eden yapay zekâ destekli özelliklerle bitkilerinin sağlığını takip edebiliyor, su ihtiyaçlarını belirleyebiliyor. Bunun yanında bulunduğu bölgeye özel hava durumu uyarıları alıyor; zararlılar ve bitki hastalıklarıyla ilgili uzman önerilerine erişebiliyor.
Platformun pazar yeri özelliği sayesinde gübre, makine ve ekipman fiyatlarını karşılaştırabiliyor; satın alım yapabiliyor ve ihtiyaç duyduğunda kredi başvurusunda bulunabiliyor. Tüm bunlar, daha doğru kararlar almasına, maliyetlerini düşürmesine ve verimini artırmasına yardımcı oluyor.
Tarımda kararlar artık veriye dayanıyor
“Ben bir mühendisim; kontrol etmek, doğrulamak isterim. Bu uygulama sayesinde çiftlikte olmasam bile bitkilerin durumunu görebiliyorum.”
Pınar Ünsal, Türkiye’nin batısındaki Alaşehir kasabası yakınlarındaki bir yaban mersini çiftliğinde. Fotoğraf: Chris Welsch tarafından Microsoft için çekilmiştir.
Ünsal, çiftliğin ilk günlerinde kredi başvurusu için gittiği bankalardan birinde bu uygulamayla tanışıyor. Bir banka çalışanının önerisiyle denemeye karar veriyor.
“Ben bir mühendisim; kontrol etmek, doğrulamak isterim,” diyor.
“Bu uygulama sayesinde çiftlikte olmasam bile bitkilerin durumunu görebiliyorum. Bu benim için çok büyük bir destek, çünkü zamanımın yarısını kızımla birlikte İzmir’de geçiriyorum.”
Mühendislik bakış açısını tarıma da taşıyan Ünsal, en doğru üretim yöntemlerini araştırarak işe başlamış. Saksılar için Hollanda’dan özel bir yetiştirme ortamı getirtmiş, sulama sistemi kurmuş ve bölgenin koşullarına uygun olan northern highbush yaban mersini türünü tercih etmiş.
Çiftliğine ise 13 yaşındaki kızı Yaz’dan ilhamla YazBerries adını vermiş.
“Uzaktayken uydu görüntülerine bakıp hangi alanlarda su eksikliği var, nereler daha sağlıklı görünüyor, sulama sistemi düzgün çalışıyor mu anlayabiliyorum,” diyor.
Uygulama aynı zamanda don ve fırtına gibi risklere karşı da uyarılar veriyor. Örneğin kullandığı bir mantar ilacının yağmurdan hemen sonra uygulanması gerektiğini belirten Ünsal, hava tahminlerinin doğruluğu sayesinde İzmir’deyken bile ne zaman çiftliğe dönmesi gerektiğini net şekilde planlayabiliyor.

İmeceMobil CTO’su Hakan Kadıyoran’a göre uygulamanın en güçlü göstergesi, hızlı büyümesi. 2019’da başlayan proje, üç yıl önce mevcut haliyle kullanıma sunulmuş ve o günden bu yana sürekli geliştiriliyor.
“Aylık 150.000 aktif kullanıcıya ulaştık. Kullanıcılarımızın önemli bir bölümü tarımsal ihtiyaçlarını platformumuz üzerinden karşılıyor,” diyor.
Kadıyoran, uygulamanın kendisi dahil üç geliştirici, bir yönetici/mimar ve bir test uzmanından oluşan küçük bir ekip tarafından geliştirildiğini belirtiyor. Bu kadar küçük bir ekiple bu ölçekte bir uygulama geliştirebilmelerinin başlıca nedenlerinden birinin Azure’da kullandıkları araç seti olduğunu söylüyor. Bu araçlar arasında Azure App Service’in yanı sıra Microsoft Defender for Cloud ve Microsoft Sentinel gibi güvenlik ve izleme çözümleri de yer alıyor. Azure App Service, uygulamaların geliştirilmesini ve çalıştırılmasını sağlayan bir platform.
“Tüm altyapımız Azure üzerinde çalışıyor,” diyor. “Azure’un sunduğu hizmetler, otomasyon, izleme ve ölçeklenebilirlik kabiliyetleri sayesinde platformumuzu güvenli ve verimli bir şekilde yönetebiliyoruz.”

Fotoğraf: Chris Welsch tarafından Microsoft için çekilmiştir.
Yapay zekâ ile tarlada zaman kazanmak
“Ürünlere kendi çocuklarımız gibi davranıyoruz. Ektiğimiz günden hasat gününe kadar… gerçekten keyif aldığımız bir süreç.”
Pınar Ünsal, Türkiye’nin batısındaki Alaşehir kasabası yakınlarındaki bir yaban mersini çiftliğinde. Fotoğraf: Chris Welsch tarafından Microsoft için çekilmiştir.
Bugün bu platform, Oğuzhan Özacar da dahil olmak üzere ülke genelindeki çiftçiler tarafından kullanılıyor. Özacar, İzmir’in yaklaşık 80 kilometre güneydoğusunda yer alan Çırpı Ovası’ndaki Çırpı köyü yakınlarında 60 hektar, yani yaklaşık 148 dönümlük bir arazide tarım yapıyor.
Toprakta ilk üretimi dedesi başlatmış, ardından bu işi babası Aydın Özacar devralmış. O gün de babası onun yanındaydı; birlikte yeni dikilmiş karpuz tarlasını inceliyorlardı.
Özacar, domates, biber, mısır gibi ürünlerin yanı sıra kışın brokoli, karnabahar ve lahana da yetiştiriyor.
İmeceMobil uygulamasının, özellikle uydu görüntülerini kullanarak ürünlerin durumunu analiz eden özelliği başta olmak üzere, birçok açıdan fayda sağladığını söylüyor.
“Bu uygulama sayesinde üç-dört saat süren işleri yaklaşık 45 dakikaya indirdik,” diyor.
“Tarlaya gitmeden sıcaklığı, su kullanımını ve gübre ihtiyacını takip edebiliyoruz. Bizi denemeye iten en önemli motivasyon maliyetleri azaltmaktı ve sulama ile gübreleme giderlerinde gerçekten tasarruf sağladık.”
Hem Ünsal hem de Özacar, yapay zekâ uygulamalarını farklı şekillerde kullanıyor. Ancak yalnız değiller. International Data Corporation (IDC) tarafından CIO Summit 2026 Türkiye kapsamında paylaşılan bilgilere göre, Türkiye, Orta Doğu ve Afrika genelinde yapay zekâ yatırımlarının 2028 yılına kadar 14,6 milyar dolara ulaşması beklenirken, küresel ölçekte yapay zekânın ekonomik etkisinin 2030 yılına kadar 19,9 trilyon doları aşabileceği öngörülüyor.
Özacar, bankanın uygulamayı kullanan çiftçilere ziraat mühendisleri desteği sağladığını da belirtiyor.
“Bu uygulama sayesinde üç-dört saat süren işleri yaklaşık 45 dakikaya indirdik. Tarlaya gitmeden sıcaklığı, su kullanımını ve gübre ihtiyacını takip edebiliyoruz. Bizi denemeye iten en önemli motivasyon maliyetleri azaltmaktı ve sulama ile gübreleme giderlerinde gerçekten tasarruf sağladık.”
“Toprak analizi yaptılar. Bu da hangi ürünleri yetiştirmemiz gerektiği ve gübrenin ne kadar uygulanması gerektiği konusunda bize fikir verdi,” diyor. Uygulamanın ‘en büyük faydasının, bitkinin azot ihtiyacını, fazla sulanıp sulanmadığını ve genel su ihtiyacını göstermesi’ olduğunu ifade ediyor.
Su, Özacar için önemli bir endişe kaynağı. O gün, çiftlikteki pompalarından biri arızalanmıştı ve çalışanlarından biriyle birlikte bozulan bir vanayı tamir etmekle meşguldü.
Son yıllarda çiftliğindeki yeraltı su seviyesi düşmüş durumda; bu da suya ulaşmak için daha derin sondaj yapmasını gerektiriyor. Sulama amacıyla suyu yüzeye çıkarmak için elektrikli pompalar kullanıyor ve bu da yüksek maliyet anlamına geliyor.
Son 10 yıl içinde, çiftliğinde suya ulaşabilmek için neredeyse üç kat daha derine inmek zorunda kaldığını söylüyor. 2014 yılında bulunduğu tarlada suya ulaşmak için 150 metre derine indiğini, üç yıl sonra, aynı bölgeye yakın bir noktada yeni bir kuyu açmak için 245 metreye indiğini, 2024 yılında ise 400 metre derine inerek yeni bir kuyu açtığını paylaşıyor.
“Giderek daha derine iniyoruz,” diyor.
Her damlanın önemli olduğunu söyleyen Özacar, uygulamanın gereğinden fazla sulamayı önlemesine yardımcı olduğunu belirtiyor.
Yeni araçlarla nesiller boyu tarım
“Tarım, girebileceğiniz en büyük bahis,” diyor. “İyi bir sonuç alma ihtimali için her şeyi ortaya koyarsınız: paranızı, zamanınızı ve emeğinizi.”
Özacar, çiftlikte çalışmaya yaz aylarında sekiz yaşındayken başlamış. Daha sonra üniversitede mesleki eğitim almış ancak çiftlikte kalmaya karar vermiş. Risklerine rağmen tarımı sevdiğini ifade ediyor.
“Ürünlere kendi çocuklarımız gibi davranıyoruz,” diyor. “Ektiğimiz günden hasat gününe kadar… gerçekten keyif aldığımız bir süreç.”
İki yaşında bir oğlu var; traktörleri çok seviyor ve şimdiden bu geleneği sürdürmeye yatkın görünüyor. Ancak Özacar’a göre ekonomi ve hava koşulları nedeniyle tarım hiçbir zaman garanti bir iş değil. Bazı yıllar zor geçiyor.
Konuşmayı dinleyen babası da aynı görüşte:
“Tarım, girebileceğiniz en büyük bahis,” diyor. “İyi bir sonuç alma ihtimali için her şeyi ortaya koyarsınız: paranızı, zamanınızı ve emeğinizi.”
Ünsal da benzer bir noktaya işaret ediyor. Kariyerinde kritik bir dönemdeyken iki seçim arasında kalmış: ya yurtdışında daha büyük bir rol almak ya da Türkiye’de kalıp kendi yolunu çizmek. O, kalmayı ve kendi işini kurmayı seçmiş.
Bugün geriye dönüp baktığında şunun altını çiziyor:
“Tarımda kesin olan tek şey, hiçbir şeyin kesin olmadığı. Bir şeylerin ters gitme ihtimali varsa, gider. Borular patlar, don olur, hastalık çıkar. Ama en doğru zamanda müdahale edemezseniz bedelini ödersiniz.”
Yine de pişman değil:
“Her günün sonunda bana mutluluk veren bir şey oluyor. Mühendislikte çoğu zaman bilgisayar başında çalışırsınız. Sonucu nadiren görürsünüz. Ama burada her sezon emeğinizin karşılığını, doğru ya da yanlış yaptıklarınızı net şekilde görüyorsunuz. Çünkü canlılarla çalışıyorsunuz.”